READING

Paramparçayız, zamanla dağılmışız

Paramparçayız, zamanla dağılmışız

Bahçeköy’deyiz bugün.

Lozan Mübadilleri Vakfı Genel Sekreteri Sefer Güvenç’ten, Bahçeköy’e yerleşen mübadillerin olduğu bilgisini aldık. Sefer Bey aracılığıyla düştük Bahçeköy yollarına. Bizi orada Birol Bey karşıladı. Heyecanla konuşmamızı gerçekleştireceğimiz yere götürdü. Birol Bey ile sohbetimize başlamışken Filiz Hanım katıldı aramıza. Dayısının mübadil olduğunu, kendisinin de bizimle paylaşacağı hikayeleri olduğunu söyledi. Filiz Hanım ile bir sonraki hafta için sözleşirken, bahsettikleri dayıları göründü caddenin diğer tarafında. Heyecanla seslendi Filiz Hanım ve Birol Bey. Meşhur dayımız Mustafa Şen de katıldı aramıza. Başladık kendisiyle sohbete.

Selanik’ten içeride. O zamanlar Vodina derlerdi bizimkiler, şimdi ise Edessa var.  Edessa’nın 40 km ilerisinde Fuştan diye bir yer var. Yunanlılar isimleri değiştirmemiş, sadece “i” eklemişler sonuna. Fustani olmuş. Etrafına Karacaova derler. Karacaova’da 42 pare köy varmış. Bir kısmı bizim yukarı kısım. Balkanlar kısmıdır.”

“Şimdi, ailem şöyle gelmiş. Benim anne tarafım 1913’te Balkan harbinden kaçmış. Benim dedemin elbise dükkanı varmış. Bizim askerler mağlup olunca dağın arkasından kaçıyorlar. Asker kıyafetiyle yakaladıklarını vuruyorlar. Tabii dedem de asker kıyafeti giyiyor. Giyince ne yapacaklar? Dedemi de vuracaklar.  Eve gitmiş. Demiş toplanın. Sonra yola çıkmışlar, gelmişler Selanik’e. Oradan da kaçak yollarla İstanbul’a. Fatih’te kalmışlar. Arkadaşları varmış ama sahip çıkmamışlar.  Bursa’ya geçmişler. Annem Bursa’da doğmuş. Fakat sonra yeniden Selanik’e gitmişler”

“Babamın ailesi de Selanikli. Dedem eski kadı, Osmanlı kadısı. İki kız kardeşi var, hanımı da vefat etmiş. Onları korumak için dedem mübadele öncesi Bursa’ya geliyor. Annem ve babam Selanik’te evleniyorlar. Evliliklerinin 40. gününde mübadeleyle Bahçeköy’e geliyorlar.”

Vodina, sulu yer demek

“Biz Selanik’den 130 km içerdeyiz. Karafere diye bir yer var ama çok güzel bir yer.  Nasıl desem şimdi Bursa’nın meyve bahçeleri gibi güzel bir yer. Zenginler otururmuş o zamanlar. Orayı da gördüm ben, iki kere gittim gezdim. Ondan sonra Vodina gelir. Vodina demek Slavca’da sulu yer demek. Yani şelaleleri boldur. Çınar ağaçları var. Çok güzel bir yer.”

Paramparçayız, zamanla dağılmışız…

“Biz mübadele ile Bahçeköy’e yerleştik. Gülcemal vapuru var meşhur. Dedemin İnsanları filminde de vardır. Onunla gelmişler ama Gülcemal vapuru boş giderken batmış. Bizimkileri getirmiş, dönerken batmış. Büyük sıkıntılar çekmişler tabii. Ben biraz da Kemerburgazlıyım. Benim dedem meydandaki kahvehanenin sahibidir. Bizimkiler İstanbul’da Kemerburgaz’ı seçmiş. Benim dedem de kafilenin başında. Balkan harbinden evvel de geldikleri için İstanbul’da söz sahibilermiş. Önce Tophane’ye, oradan da Kemerburgaz’a yerleşmişler. Ne kadar akrabaları varsa toplamışlar gelmişler. Bahçeköy’de 80 hane var. Gümüşdere’de 80 hane var. Cebeci’de 20 hane var. Rumeli Feneri’nde 18 hane var. Bilecik’de 40 hane var. Kütahya’da 80 hane var. Diğerleri de aile yapılarına göre dağıldı. Paramparçayız yani, zamanla dağılmışız.”

Hristo: İhtiyarlar öldü, gençler gitti, biz kaldık…

“Orada bir kısmı ticaretle, bir kısmı araziyle uğraşıyordu. Biz gittiğimizde araziler bitmişti. Tanıdık bulur muyuz diye aradık aradık, bir tek Hristo vardı. ‘İhtiyarlar öldü, gençler Avrupa’ya gitti, biz kaldık’ diye yakındı. Tabii orda da yenilikler olmuş. İyi ki Atatürk bizi buraya getirmiş, orada bırakmamış. Bir kere daha onun dehası çıkıyor ortaya. Bizimkiler doğduğu yeri çok metheder, doyduğu yeri pek düşünmezler. İyi ki gelmişiz vatanımıza. Oralarda çok güzel yerler var ama Yunanlar pek orayı koruyamamış. Biz de koruyamadık. Bursa ovasını bitirdik. Bundan 70 yıl evvel gittiğimde yemyeşil bir ova vardı. Şimdi kıpkırmızı kiremitler görünüyor.”

Hilal-i Ahmer cemiyeti yardım etmiş

“Mübadeleden sonra bir süre Hilal-i Ahmer cemiyeti gelenlere yardım etmiş. Bak bu yukarıda gördüğünüz cami aslında kilisedir.  Herkesi oraya toplamışlar, evleri numaralamışlar, numaraları sepet gibi bir torbaya koymuşlar. Çocuklara çektirmişler. Yani sen torpillisin bu ev senin, şu ev senin yok.”

Çok büyük acılar çekilmiş

“Biz mübadil olarak 499 bin kişi geldik.  Oraya göç eden Rumlar 1,5 milyon. Ege sahillerinde bir dedikodu patlatıyorlar katliam olacak diye. O gece 250 bin kişi adalara kaçıyor. Büyük mücadeleler verilmiş. Başlarında da Celal Bayar var o zaman. Mübadele ve İmar İskân Vekili imiş Bayar. O bakarmış mübadele işlerine. Oradan bir köyü alıyor, vapura bindiriyor, buraya getiriyor. Buradakini alıyor oraya götürüyor. Parası biteni orada bekletiyorlar. 6 ay bekleyenler varmış. Gemi eğer dolarsa,  iki kardeşten biri kalıyormuş.  Böyle çok ayrılıklar olmuş. Mübadelenin bu açıdan iyi bir yanı yok. Çok büyük acılar çekilmiş.”

“Mübadele esnasında yollarda çok hastalıklar olmuş” diye ekliyor Birol Bey. “Hatta şöyle bir şey duymuştum. Bir anne ölen çocuğunu denize atmamak için kucağında sıkıca sararak emzirir gibi yapmış. Denize atılmasın diye.”


E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

INSTAGRAM
BİZİ TAKİP EDİN
Please Add Widget from here